RADIANCED DANIŞMANLIK & EĞİTİM







 

AİLEMİZ VE GEÇMİŞ HAYATLAR

Diba Ayten Yılmaz  3 Ocak 2008

Ruhsal yolculuğumuz süresince sürekli cinsiyet değiştirdiğimiz gibi anne-baba oluşu da defalarca deneyimliyoruz. Her yeni anne-baba oluşta ise daha önceki ebeveynlik deneyimimizi hatırlıyoruz.
Her anne-baba için gündeme gelen bir diğer konu da; kişi o hayattaki ebeveynleri ile kendisini kıyaslamaya başlar. Kendisi çocukları için ne hissediyorsa özellikle aynı cinsiyetteki ebeveyniyle kendi çocukluğunda yaşadıklarını kıyaslamaya, sorgulamaya başlar. Çocukluğunda fiziksel-ruhsal olarak yaralanan kişilerin yetişkin olduklarında çocuk sahibi olmayı istemedikleri de olur.


Bir çok kişi anne veya baba olunca kendi ebeveynlerini daha iyi anlamaya başlar. Bu anlayışla bir çok kişide ebeveynle yakınlaşma başlar. Çok zorlu ebeveynlerle büyüyen kişi onunla/ onlarla özdeşleşmek, onları anlamak istemeyebilir. Onu/onları anlayarak affetmek istemeyebilir.
Bir çok durumda görüldüğü gibi öfke-kızgınlık güçlü duygular ve kişiyi güçlü kılar. Kişi bu duygularından bu nedenle de vazgeçmek istemeyebilir, çoğu zaman bu tip durumların kaynağı bir geçmiş hayat da olabiliyor.

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi bu hayata gelmeden önce tıpkı hayatımızdaki diğer önemli insanları olduğu gibi anne-babamızı, kardeşlerimizi de seçiyoruz.
Bu seçimler yapılırken göz önünde bulundurulan bir çok belirleyici etken var. En önemlisi de bireyin ruhsal yolculuğunda gelmiş olduğu durum. Ruhsal yolda ilerlerken gelişme kaydedebilmek için hangi konular üzerinde çalışılması gerekiyorsa aile seçimi de buna göre şekilleniyor.

Bir danışanımla yaptığım terapi çalışmasından örnek vermek istiyorum. Genç kadın arkadaşlarıyla yakın ilişki kurmaktan çekindiğini ve ilişkilerinde kendini ifade etmekte zorluk yaşadığını ve bunu çözmek istediğini söyledi. Ailesiyle ve eşiyle olan ilişkilerindeki rahatlığı arkadaşlarıyla yaşayamadığını belirtti.
Çok otoriter ve baskıcı bir annesi vardı, babasıyla ilişkisi çok iyiydi ve aralarında çekişme olmasına rağmen olumsuz bir kutuplaşma yaşamıyorlardı.

Terapi çalışmamızda gittiği geçmiş hayatında kendini genç bir asker olarak buldu. Sürekli dolanıp duran bu genç asker evlenmeyi hiç düşünmediği bu hayatı yalnız biri olarak tamamladı. O hayatındaki çocukluğuna baktığında çok hırçın olan annesinin sürekli babasıyla kavga ettiğini gördü. Onlardan  kurtulmak için evden ayrılıp asker oluyordu.
Anne babasının cahil olduğunu ve o’nu anlayamadıklarını hissediyordu. Onlara küsmüştü ve diğer insanların da kendisini anlayamadığını  düşündüğü için o geçmiş hayatında hiç evlenmiyordu.

O hayatın bitiminde ruhsal boyutta önce annesinin yanına geçti.  O geçmiş hayatındaki annesinin ‘ruhsal boyutta anlayışlı, sevgi dolu, olgun bir varlık olduğunu’ anlayınca şaşırdı! O hayatta yaşarken kaba saba ve anlayışsız bulduğu babasının da ruhsal boyutta ‘çok güzel, çok parlak bir enerjisi’ olduğunu  gördü ve babası O'na neşeyle ‘iyi oynadık değil mi?’ diye sordu. Babasıyla biraz daha konuşunca asıl şaşırtıcı olan şey geldi ‘ sanki benim için yaşamışlar  o hayatı’ dedi. ‘Bu kadar kızdığım iki insan benim için yapmışlar bunları. Benim için hiçbir şey yapmadıklarını düşünüyordum’ dedi. Anne-babasıyla sarıldıktan sonra rehberiyle iletişimdeyken, o hayatta çok çabuk küserek içine kapandığını, onları bu kadar ciddiye almaması gerektiğini öğrendi. Onları kendi hallerine bırakabilir, yine evden ayrılabilirdi. Ve ‘onları kafanda gittiğin yere götürdün. Onlara kahredip tüm dünyaya küsmene gerek yoktu’ mesajını aldı.

Rehberi ‘ hayat sadece ana-babadan ibaret değildir’ dedi. ’Aile her şey demek değildir. Önemlidir ama hayatını sonuçta kendin yönlendiriyorsun’ diye ekledi ve son olarak da ‘bazen ailenin insanı anlamadığı durumlar da olabilir ve o desteği başkaları verir, başkalarını da aramak lazım’ dedi.
Rehberi O'na bir başka geçmiş hayatında da, ailesinin yokluğunda hep ailesini aramış olduğunu hatırlattı. Genç kadın birkaç hayattır aile kavramı üzerinde çalışmış olduğunu ve artık şimdiki hayatında bu konuyu çözebileceğini anlamış oldu.
Seans bitiminde, değerlendirirken “şimdiki hayatta ailesine çok önem verdiğini, kimsenin ailesinin önüne geçemediğini” söyledi. Böylece bu geçmiş hayat terapisinin yardımıyla, şimdiki hayatında ailesinin dışında başka insanlarla olan ilişkisine de önem vermesi ve onlara kendini açması yönünde mesaj almış oldu.

Evet; bir aile içinde farklı roller/ görevler üstleniyoruz. Ama bazen aile bireylerinin oynadığı role tepki vermenin ötesine geçemiyor, orada takılıp kalabiliyoruz. Bir yerde takılıp kalmak da öğrenmemek yani gelişmemek anlamına geliyor. Tıpkı bu genç askerin anne-babasına kızarak kendi hayatını izole ve mutsuz yaşamış olması gibi.

Şikayet etmenin ötesine geçerek hayatımızı büyük ölçüde kendimizin şekillendirdiğini hatırlamamızda fayda var!

İçine doğduğumuz aile birincil planda önemli olmakla birlikte onlarla birlikte ve yalnız aşmak durumunda olduğumuz durumlar var. Böylece burada bulunuş sebeplerimizden birini; anlayış geliştirip, öğrenmek ve gelişerek yolda ilerlemeyi başarmış oluyoruz!

 
COPYRIGHT © 2006 RADIANCED.COM ALL RIGHTS RESERVED / WEB DESIGN BY DiBA