|
ÇOCUKLUK ETKİLERİ
DİBA AYTEN YILMAZ (17 TEMMUZ 2008)
Şu anda yaşadığımız bir çok problemin kaynağının geçmişte olduğunu hep konuşuyor ve yazıyorum. Kaynak bazen geçmiş hayatımız bazen de çocuklukta yaşadığımız bazı olaylar oluyor. Çocuk sahibi olmak ciddi sorumluluk isteyen, çok önemli bir görev. Ve bu görev yerine getirilirken eksikler, yanlışlar olabiliyor.
Bu yazımda, çocuklukta maruz kalınan tacizlere biraz daha değinmek istiyorum. Taciz fiziksel, sözlü, duygusal ve cinsel olarak sınıflanıyor.
Fiziksel taciz; terlik fırlatmaktan (ki bir Türk klasiği haline gelmiş gibi görünüyor) başlayıp tokat atmaya ve ciddi dayaklara kadar uzanıyor. Terlik çoğunlukla gülerek anlatılırken tek bir tokat bile çok ciddi bir dayak kadar çocuğu etkileyebiliyor.
Sözlerin gücü de çok yüksek! Ebeveynlerin düşünmeden söylediği bir tek kelime-cümle bile çocuk için bir damga niteliği taşıyıp, hayat boyu kişiyi etkileyebiliyor. Sözcükler, cümleler çocuğun kimlik bilincinde yer ediyor ve kendine ilişkin inançları, özgüveni, öz sevgisi zedeleniyor hatta hiç oluşmayabiliyor.
Duygusal taciz ise çocuğa yönelik duygusal paylaşımın olmadığı, çocuğun duygularının önemsenmediği, duygularının rencide edildiği, duygusal baskı altında bulunduğu durumları tanımlıyor. Tahmin edeceğiniz üzere, böyle bir durumda çocuk ne duygularını sağlıklı olarak yaşayabiliyor ne de ifade edebiliyor. Çoğunlukla da kendi duygularına yabancı oluyor.
Cinsel taciz insanı en derinden etkileyen, en çok iz bırakan tacizler oluyor. Cinsellik biz insanlar için o kadar hassas bir konu ki bu konuda yaşadığımız en küçük bir olay bile çok ciddi bir hasar bırakabiliyor. Cinsel kimliğin oluşmasını etkilediği gibi tüm cinsel hayatı da etkileyebiliyor.
Cinsel tacizin izleri, daha çok eş-sevgili gibi yakın ilişkilerde görülüyor ve kişinin cinsel hayatında sorunlar olarak kendini belli ediyor. Özellikle 4 yaş civarında, çocuğun cinsel kimliği oluşmaya başladığı için bu yaşlara ebeveynlerin daha çok dikkat etmesi gerektiğini "Anneler Okuyun" başlıklı yazımda da değinmiştim. O yaşlarda cinselliğini keşfetmeye başlayan çocuk için bu dönem tıpkı ergenlik gibi doğal bir fiziksel büyüme aşaması. Çocuk o yaşlarda bu keşif denemelerini hem kendi üzerinde hem de en yakın çevresiyle yaşıyor. Erkek çocuklar arasında da bu keşifler oluyor, bazıları tacizle sonuçlanabiliyor ve homoseksüelliğe varabiliyor.
Ergenlik döneminde de çocuk keşfetmeye ve büyümeye devam ediyor. Babalar da anneler de bilerek veya bilmeyerek çocuklarına cinsel tacizde bulunabiliyor. Savunmasız durumdaki çocuk, olanları ancak yetişkinlikte kavrıyor.
9-10 yaşlarında, henüz göğüsleri büyümeye yüz tutmuş bir kız çocuğunun babası şaka yollu göğüslerine dokunuyor. Baba bunu taciz eden bir tarzda yapmasa da kız çocuğu o anda babasından iğreniyor ve daha sonra O'ndan uzak durmaya çalışıyor.
Yeni dönem anne-babalar çocuklarıyla daha çok ilgileniyorlar. Fakat bu ilginin dozajını da iyi ayarlamak gerekli. Kızına veya oğluna "aşkım" diye seslenen bir anne-baba için bu bir sevgi ifadesi olabilir ama 4-5 yaşındaki çocuklar için anlamı kavranmaya başlanan bu masum sözcük, çocuk ergenliğe geçtikçe cinsel eğilimlerini olumsuz etkileyebilir.
4-5 yaşlardaki erkek çocuk bir sabah anne-babasını sevişirken görüyor ve bu masum durum o çocukta ciddi travmatik bir etki bırakıyor. Ağlayarak evden kaçan çocuk ilk defa evinden caddeye kadar gitmiş oluyor. O andan itibaren içine kapanan çocuk insanlarla olan ilişkilerinde ciddi zorluk yaşamaya başlıyor. Bir yetişkin olduğunda bu olayın kendisini ne kadar etkileyip hayata bakışını bile olumsuz yönde belirlemiş olduğunu anladığında kendisi de şaşırıyor.
Kendisinden bir kaç yaş büyük abisiyle oyun gibi başlayan cinsel keşifler bir süre sonra abinin kız kardeşini tacizine dönüşüyor. Çocuk için bunun travmatik etkisine bir de durumu anlayan anne-babanın tepkileri ekleniyor. Bu tip durumlarda çocuklar büyüdükçe neler olduğunu kavramaya ve olaya dahil olan kişilere tepki duymaya başlıyorlar.
Çocuklara cinsel bilgilerin sağlıklı ve uygun bir dille aktarılması öncelikle anne-babanın görevi. Ama eğer bunu başaramayacağınızı düşünüyorsanız, bir uzmana danışabilirsiniz.
Eski nesil anne-babalar bu konularda hiç eğitim almadıkları için çocuklarına bu konularda nasıl davranacaklarını bilemediler. Doğal olarak onların çocukları da kendi çocuklarına!
Bu zincirleme giden yanlışlara son vermek yine bilinçli ebeveynlere düşüyor. Anne-babalar öncelikle kendi sorunlarını, çocukluktan, geçmişten gelen izleri temizleyip çözdükçe, kendi çocuklarını da duygusal, fiziksel, cinsel açıdan daha sağlıklı yetiştirebilirler.
Annelere düşen en önemli sorumluluk bu konuda çok uyanık ve dikkatli olmaları. Çocuklarının cinsel gelişiminin yaşlarına göre sağlıklı olup olmadığını gözleyerek, gerekiyorsa yaşına uygun bir pedagog veya terapiste götürmelerinde fayda var. Eğer ebeveynlerden biri eşinin çocuğa olan yakınlaşmalarından rahatsız oluyorsa bunu dile getirip hem eşiyle hem de çocuğuyla ayrı ayrı konuşabilir. Çoğu ebeveyn, çocuğun cinsel uyaran olarak değerlendirebileceği şeyleri sevgi adına yapılmış olarak görüp bunda bir sakınca olmadığını düşünebilir. Oysa bu tip davranışların çocuğun iç dünyasında nasıl yer aldığını anlamaya çalışmakta fayda var. Çocuk da bunu sevgi gösterisi olarak alabiliyor ama yıllar sonra travmatik etkiler kendini göstermeye başlıyor.
Anneler; eğer çocuğunuz evdeki veya yakın çevredeki bir erkekten uzak durmaya kaçmaya başladı ise bunu hemen çocuğunuzla konuşup kendisini rahatsız eden bir şey olup olmadığını sorabilirsiniz. Çocuklar tacizi algılasa da anne-babanın tepkisinden çekinerek susabiliyorlar.
Ilkokul arkadaşının evine oyun oynamaya giden kız çocuğu, o evdeki dedenin tacizine uğrayınca, annesi bu konularda kendisini uyarmış olduğu için hemen oradan uzaklaşıyor.
Ama genelde çocuk, ebeveynlerine bu durumları söylemekten çekiniyor. Neler olduğunu kavrayamasa da bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor.
Çocuklukta yaşanan taciz-tecavüz vakalarına yönelik olarak yaptığım regresyon terapisi seanslarında, danışan o olaya yönelik kızgınlık, öfke dolu enerjisini boşaltıyor. Bu çalışmalardan sonra danışanlarımdan aldığım geri bildirimler, kişinin o olaya dahil olan kişilere yönelik olumsuz bir tepkisinin kalmadığı, dışarıdan da gözlenen bir şekilde rahatlama yaşandığı yönünde. Ve sıra kişinin, bir yetişkin olarak ikili ilişkilerinde ve cinsel hayatında, bu olay kaynaklı yaşadığı sorunlarını çözmeye geliyor. Bu negatif enerjinin boşaltılmasından sonra kişi, hayatının bu olaydan etkilenmiş alanlarında iyileştirme yapmaya başlıyor.
Lütfen çocuklarınıza kendilerini korumayı öğreterek, yanlış olduğunu hissettikleri bir durumda "hayır" diyerek oradan uzaklaşmalarını ve onları rahatsız eden şeyleri size anlatmalarını söyleyin. Çocuğunuzla olan ilişkiniz ne kadar açık ve rahat olursa onun sağlıklı gelişimini sağlamak o kadar kolaylaşır.
Savunmasız çocukları korumak, kollamak biz yetişkinlerin görevi.
Sevgi ve şükranla,
|