RADIANCED DANIŞMANLIK & EĞİTİM












YAKIN İLİŞKİLER

DİBA AYTEN YILMAZ - 1 Haziran 2009

Varoluşun her aşamasında bir ilişki içindeyiz. İlişkiler, sadece  ebeveyn, eş ve çocuklarla sınırlı değil. Özellikle yakın ilişkilerde yaşanan zorluklar, insanı daha çok etkiliyor.
Her an her yerde, yalnız olduğumuzu sandığımız durum ve yerlerde bile bir ilişki kurarız. Yaradan-Kaynakla ve kendimizle kurduğumuz ilişkiler çok önemli olduğu için ayrı bir yazıda irdelemekte fayda var. Bu yazıda, ikili ilişkileri spiritüel açıdan ele alacağım.

Altın çağa geçiş döneminde bir çok ortam-koşul, eski yüklerden kurtulmamız için tasarlanmış durumda. Artık işimize yaramayan eski kalıplardan, eski bakış ve algı sistemlerinden kurtulmadığımız takdirde hem hayatın hem ilişkilerin içinde oldukça zorlayıcı evrelerden geçiyoruz.

Bir çok yakın ilişkide, karmik yükler kişileri zorluyor. Bağımlılık yaşanan ilişkilerde, çoğunlukla geçmiş hayatlardan bugüne taşınmış olan problemler olduğu ortaya çıkıyor. Daha önceki hayatlardan kalan bitmemiş işler, açık kalan yaralar, çözülmemiş duygular bugünlere taşınıyor. Dolayısıyla kişi, karmik ilişkisi olan biriyle, bu kez farklı cinsiyet ve rollerde bile olsa bir araya gelince, karmik yükler tetikleniyor, yani eski defterler açılıyor. Ve çoğu zaman, kişilerin bir anlam veremediği, nasıl çözeceğini bilemediği karmaşalar yaşanıyor.

Regresyon çalışması aracılığıyla, karmamızı çözmek için nelere ihtiyacımız olduğunu, o durum ve o kişiyle olan ilişkimizde çözüm ve denge için neler yapılabileceğini anlıyor ve çözmeye başlıyoruz. 

Bazen bir ilişkinin çözülmesi ve dengelenmesi için çok uzak geçmişe gitmeye gerek kalmıyor. Şimdiki hayat çocukluğuna yönelik regresyon çalışmalarımda, o dönemlerde kurulan denklemler çözülünce yetişkin ilişki dinamikleri de çözülmeye başlıyor. Bir çok vaka çalışmasında ortak sonuçlar alıyoruz; anne-baba-kardeşlerle kurulan ilişkiler çözüldükçe, dengelendikçe, eş, sevgili ve arkadaşlarla kurulan ilişkiler de dengeleniyor. Bu çözülme ve degelenme ile kişi hayatın içinde daha dengeli olmaya başlıyor. Ve bu yeni durum hayatın diğer alanlarına da yansıyor ve olumlu değişimler hayatın geneline yayılıyor.

KARMİK ÇÖZÜLME
Her bireyin özel bir karması olduğu için, herkesin durumuna tek bir açıklama getirmek pek mümkün değil. Şimdiki hayata veya geçmiş hayata yönelik regresyon çalışmaları aracılığıyla kişi, geçmişten bugüne taşımış olduğu ilişki dinamiklerini keşfediyor ve çözebiliyor. Eğer karmik bir ilişki içindeyse, karmik anlaşmayı ve nasıl çözüleceğini idrak ediyor. Çözülme çoğu zaman seans içinde gerçekleşiyor. Ya da seans içinde kişi, içinde bulunduğu durumu geçmiş deneyimlerin ışığında, farklı boyut ve açılardan kavramaya başlıyor ve sonrasında hayatın içinde çözebiliyor.

Günümüzde bir çok yaşamsal dinamik değiştiği gibi ilişkilerin de içeriği ve şekli değişiyor. Bence eski dönemlere göre en büyük fark, insanların artık geçmişten getirdikleri yükleri, karmalarını temizlemek üzere bir araya geliyor oluşu.

Tüm deneyimlerimiz, bilinç veya bilinç dışında çözmek ihtiyacında olduğumuz konuların dışa vurumu iken, tüm ilişkilerimizi de böyle değerlendirmekte fayda var. İlişkiler bize ayna tutar ve hayattaki en önemli öğretmenlerdendir.

İlişkilerde bir çok zorluk yaşanırken; evli, nişanlı veya yakın bir ilişkisi olmayan kişilerse kendini işlevsiz, amaçsız, boşlukta hissedebiliyor. Böylesi durumlarda da karma yine devrede oluyor. Geçmişteki yakın ilişkilerin izleri o kadar acı veriyor ki, kişi her tür yakın ilişkiden kaçınabiliyor. Geçmişten gelen yaraların izlerini temizledikçe, kişi bugün istediği, ihtiyacı olan yakın ilişkileri kurmaya başlıyor. Ayrıca yalnız olunan dönemlerin de çok öğretici olduğunu ve bireysel gelişim için çok önemli bir süreç olduğunu, göz önünde bulundurmakta fayda var.

DEĞİŞİM
Değişim zamanındayız, dönüşmek durumundayız. Eski inanç sistemlerinden, bakış açılarından özgürleşme zamanındayız. Değişim dönemlerinde en baskın duygu; değişim korkusu oluyor. Yeniliklere açık insanlar bile büyük değişimlerin eşiğinde iken bu korkuyu hissedip, derinlerde yaşayabilir. Dünya ile birlikte bizler de değişiyoruz, değişmek durumundayız.

Bu dönemde ikili ilişkilerde yaşanan en büyük problem, çiftlerden birinin değişime ayak uydurmak yerine direnç göstermesi. Bir diğer yaygın durum ise, bir zamanlar aşık olunan eş, değişim başladıkça artık farklı algılanıyor. Bu durumda, ya eşler farklı yönlerde değişmeye başlamış oluyorlar ya da sadece biri değişmeye başlıyor. Böylesi durumlarda çiftler yol ayrımına geliyor. Ve ikilem yaşamaya başlıyorlar. En büyük zorluğu, çocukları olan çiftler yaşıyor ve çocuklarını düşündükçe iyice çıkmazda hissedebiliyor.

KARMİK ÇIKMAZ
Peki çıkış yolu nerede? Her birimiz farklı yaşamsal planlarla buraya geliyoruz. Hepimizin öğrenmek durumunda olduğu dersler farklı, ortak konularımız olsa bile detayda farklılıklar ortaya çıkıyor. Birinin, eşine her durumda katlanmayı öğrenmek, sabırla onu sevmeye devam etmek gibi bir dersi varken, bir diğer kişinin dersi; kabalığa, kötü muameleye “dur” diyerek kendi özgürlüğü için mücadele etmeyi öğrenmek oluyor. Bir başkası ise, yüzlerce yıldır başaramadığı “aile kurmak ve aileyi sevgiyle sürdürmek” ödevini tamamlamaya çalışıyor.

Yıllardır eşiyle ayrı yaşadığı halde bir türlü boşanamayan genç kadın, bununla birlikte hayat yolunda tıkanıklık hissediyordu. Geçmiş yaşam regresyon çalışmasıyla, eşiyle olan karmik ilişkiyi çözmeyi başardı. Hem çalışmanın içinde hem de sonrasında eşiyle konuşarak kendi deyimiyle “helalleşti” ve yıllardır yapamadığı şeyi yapmayı başardı. Eşiyle olan karmasını çözerken hayatındaki tıkanıklık üzerinde de çalışmıştık. Çalışma sonrasında;
“Artık kaçıp gitme duygusu yok hatta burada kalmalıyım diyorum ve olanı olduğu gibi kabul ediyorum ve sevdiğim işime tekrar döndüm” diyor. Eşiyle olan karmik bağ çözülünce, hayat yolunda ilerlemeye başladı.

Hayatımızda her ne oluyorsa mutlaka bir anlamı var. Önemli olan tüm boyutlarıyla bunun anlamını, sebebini kavramak ve çözerek yola devam etmek.

Sevgi ve şükranla,

 
 
COPYRIGHT © 2006 RADIANCED.COM ALL RIGHTS RESERVED / PHOTOS BY DiBA WEB DESIGN BY DiBA & REONOX