RADIANCED DANIŞMANLIK & EĞİTİM







ROL DAĞILIMI

Diba Ayten Yılmaz (04.04.2007)

Binlerce yıldır süren insanlık deneyimimiz boyunca çok sayıda varlıkla farklı rolleri deneyimledik. Her bir hayatın sonunda ruhsal boyutta, yeni rol dağılımı yapılıyor ve bizlerden bedenlendiğimizde rolümüzü en iyi şekilde oynamamız ve o rolü oynarken öğrenip, deneyim kazanarak ruhsal olarak gelişmeye devam etmemiz isteniyor.

Rol dağılımı diyorum çünkü ben dünyayı "sahne" ve ruhsal boyutu da "sahne arkası" olarak adlandırıyorum. Ruh grupları da tıpkı bir tiyatro ekibindeki oyuncular gibi, her yeni oyunda çoğunlukla aynı oyuncularla farklı rolleri paylaşıyoruz. Kılıktan kılığa girerek yeni bir sahne tasarımı ve yeni bir senaryo ile sahne alıyoruz.

Peki rollerimizi ne kadar iyi oynuyoruz?
Doğal olarak bir önceki bedenlenmemizin ruhsal - zihinsel ve bazı fiziksel izlerini de taşıyarak dünyaya geliyoruz. Bu nedenle de anne - babamızla, kardeşlerimizle bazen çok zorlu ilişkilerimiz oluyor.

Reiki ve yoga öğretmeni olan genç kadın annesiyle olan çatışmalarına çözüm bulamıyordu. Geçmiş yaşam terapisi çalışmalarına başladığımızda, O'nunla bir kaç geçmiş hayatı boyunca hep aynı ailede yer almış olduğunu bazen anne-çocuk bazen kardeş olduğunu anladı. Tüm geçmiş ilişkilerinde de çatışma ve öfke vardı. Oysa bu hayatta anne-kız olmalarının anlamı bu kez birbirlerine sevgi ve anlayış göstererek iyi geçinmeyi öğrenmekti.

Geçmiş hayatında çocukken babası tarafından terk edilmiş olan genç erkek, zorlu ve öfke dolu bir hayat yaşamıştı. Şimdiki hayatında yine babası kendisiyle çok ilgilenmemiş ve bir süre sonra kardeşleri ve annesiyle birlikte O'nu da terk ederek gitmişti.

Genç kız olduğunda babası yaşında bir adamla tanıştı ve O'nun babacan enerjisi ve ilgisinden etkilenerek O'nunla evlendi. Yürümeyen ilişkiye sadece bir kaç yıl dayanıp bir kızları olduktan sonra boşandılar. Cinsel olarak da çok zayıf ilişkileri olmuştu zira bu hayat için planlanan karı-koca olmaları değil destekleyici bir dostluk ilişkisi kurmaları idi. Erkek, plana sonradan dahil edilmiş olan kızına çok iyi bir baba oldu zira bu hayatta kendisi için planlanan "iyi bir baba" olmayı başarması idi.

"Ben kızıma-oğluma aşığım" diyen çok sayıda insanla çalıştım. Hepsi de çocuklarıyla daha derin yani kökleri geçmişe dayanan ilişkileri olduğunun farkındalar. Ve hepsi de geçmiş hayatlarında şimdi çocukları olan varlıklarla en az bir kez eş olmuşlardı. Şimdi burada bir öncekinden farklı bir rolle yeniden bir araya gelmelerinin sebebi bu defa eş değil anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi üzerinden ruhsal gelişim yolunda ilerlemek.

Bazen de geçmiş hayatlarında defalarca eş olmuş varlıklar şimdiki hayatlarında aynı cinsiyette yeniden bedenlenerek bu sefer çok yakın- destekleyici dostluklar kuruyorlar.

Peki nedir bu roller?
Öncelikle bu rollerin en ideal halinden bahsedelim.
Anne; taşır, besler, korur, büyütür, yol gösterir, örnek olur, gelişime katkıda bulunur, öz güven aşılar.
Baba; destekler, gelişime katkıda bulunur, örnek olur, korur, yeterlilik duygusunun oluşmasına katkıda bulunur.
Kardeşler; destekler, gelişime katkıda bulunur.
Eş-sevgili; hem cinsel hem yaşamsal olarak tamamlar, hayatı çok yakın paylaşır ve yolda beraber yürürsün.
Dostlar; destekler, gelişime katkıda bulunur.

İlişkilerini yukarıdaki gibi ideal şekilde yaşayan insan sayısı çok az. Çünkü hiçbirimiz ideal ve mükemmel olmadığımız gibi ebeveynlerimiz ve kardeşlerimiz de değiller. Bu durumda doğal olarak ilişkilerimiz ideal çerçeveden uzak gerçekleşiyor. Zaten amaçlanan da üstlenilen yeni "rol"ler aracılığıyla ruhsal gelişim yolunda ilerlemek.

Peki, yan roller yani çekirdek aileye sonradan katılanlar; üvey çocuklar, gelin, damat, yenge, enişte ve eşin çekirdek ailesi. Bir tanıdığım üvey oğluyla ilişkilerinin çok sorunlu olduğunu anlatıyordu. "Bir geçmiş hayattan kaynaklı bitmemiş bir iş mi var, ne dersin?" diye sorduğumda "yok canım kesinlikle yoktur" dedi. Üvey oğlunun şimdiki hayattaki rolünü reddederek "bunun benimle bir ilgisi yok, ben doğruyum O hatalı" demeye getirdi. Böylece geçmiş hayatlarından gelen öğrenilmeyi-aşılmayı bekleyen durumu öylece askıda bırakmış oluyor. Oysa ikinci eşiyle gelen bu haşarı delikanlıya destekleyici bir dost-baba olabilir.

Özellikle ülkemizde kaynana-gelin çatışmalarının ne kadar yoğun yaşandığını biliyoruz. Genç kadın kızıyla olan ilişkisinin özel ve yoğun bir geçmişe dayandığının farkındaydı. Geçmiş hayatında aşık olduğu kadının şimdiki hayatına kızı olarak gelmiş olduğunu ruhsal boyuta geçince anladı. O hayatta sevdiği kadınla evlenmesine izin vermeyen kadın ise şimdi kayın validesi idi. Kayın valide şimdi de torununu sahipleniyor ve gelinini dışlıyordu. Oysa O'na verilen rol hem torununa hem de gelinine sevgi ve anlayışla kucak açmaktı.

Peki neden sürekli rol değiştiriyoruz?
Bazen bir rol bir oyuncunun üstüne siner, başka bir rolde düşünemeyiz O'nu. Hep benzer rollerde görmeyi bekleriz. Bazen bir oyuncu hiç ummadığımız bir rolde karşımıza çıkar, yakıştıramayız. Fakat bazı oyuncular vardır ki her rolü çok iyi oynarlar. İşte onlara "iyi oyuncu" deriz. İyi oynamak, başarılı olmak ne demek? Bizi inandırıyorlarsa, bir önceki rollerini bize unutturacak kadar sahici oynuyorlarsa alkışlarız. Bu oyuncuların sırrı, o rolü çok benimseyerek oynuyor olmalarıdır. Bizler de ruhsal gelişim yolunda yeni roller aracılığıyla ustalaşıyoruz.

Yeni oyunculuğa başlayan birinin yanına bazen bir usta verilir. O ustadan öğrenir, terbiye alır ve O'nun yanında pişer, deneyim kazanırız. Tabii öğrendiğimiz konuya göre öğretmenimiz-ustamız değişir. Bazen anne-babamız bazen eşimiz, arkadaşımız bazen de "yol"da giderken "yol" sorduğumuz bir yabancı bize öğretmen olur. Tabii öğrenerek ve gelişerek yol almaya niyetliysek tüm hayatımızı bir öğrenme deneyimi olarak yaşayabiliriz.

Geçmiş yaşam terapisi kendimizi ve ilişkilerimizi daha derin boyutlarıyla kavramamıza ve daha geniş bir perspektiften varoluşumuzu anlamaya yardımcı oluyor. Kendimizin ve hayatımızda neler olup bittiğinin farkında değilsek, hayatımızda istediğimiz değişikliği yapma şansını kaçırmış oluyoruz. Oysa kendimize ve hayatımızda olan bitene ilişkin öz farkındalığımız arttıkça hayatımızı daha bilinçli seçimlerle oluşturabiliyoruz.

Rollerimizi hakkıyla oynayalım. Yakın ve uzak çevremizdekiler, ilişkide bulunduğumuz herkes rollerini nasıl oynarsa oynasın biz en iyi şekilde görevimizi yerine getirelim. Hayatımızın son anı gelip de geriye dönüp baktığımızda nasıl bir hayat yaşamış olmayı isteyeceğimizi kendimize soralım. Her an için şükrederek ve yaşıyor olmanın keyfini çıkararak bu deneyimde yol alalım.

Sevgi ve şükranla,

 
COPYRIGHT © 2006 RADIANCED.COM ALL RIGHTS RESERVED / WEB DESIGN BY DiBA