RADIANCED DANIŞMANLIK & EĞİTİM







RUHSAL DÖNÜŞÜM

Diba Ayten Yılmaz (17.12.2006)

Göz alabildiğine uzanan bir kumsal... Güneşin ışıklarıyla parlayan altın kumlar.... Mavi-yeşil bir deniz...davetkar... Kumsalda tek tük iri kayalar...Orada hayat var.

Her oluşumun, her varlığın, her enerjinin bir titreşimi var. Titreşim hayat demek. Suyun titreşimi yüksek ve hareket kabiliyeti yüksek. Taşın hareket kabiliyeti çok düşük ve titreşimi de düşük.

Ya duygular? Üzüntü, korku, umutsuzluk; ne dersiniz, titreşimi yüksek mi yoksa düşük duygular mı? Peki ya sevgi, şefkat, sevinç, hoşgörü, güven? Bu duygulardan hangilerini hissederken kendimizi daha canlı "yaşıyor" hissediyoruz?

Düşük titreşimli bir şey yüksek titreşimle çözülebilir.Bazı can yakan anılar yoğun düşük enerjilerle örülmüş durumda oluyorlar, tıpkı taş gibi ve onların çözülmesi de su gibi sevgi gibi yüksek enerjilerle mümkün.

"Bunca zamandır enerji çalışmalarının içindeyim, ruhsal konularda okuyorum, çalışmalar yapıyorum ama hayatımda hala yolunda gitmeyen şeyler var" diyor bir çok insan. "Yıllardır ruhsal konulara kafa yoruyorum" diyen bazı danışanlarım, geçmiş yaşam terapisi çalışması sırasında kendilerini kapalı bulunca şaşırıyorlar. İşte bu noktada "bilmek"le derinden "kavramak" arasındaki farka bir bakalım. Yani zihinsel algılayışla ruhsal derinliğe ulaşmak arasındaki fark.

Bu tıpkı marketten aldığımız elmayı yemekle, masanın üzerindeki kapta bozulana kadar tutmak arasındaki fark gibi. Elmalardan birini yediğimizde önce mideye gider orada ayrıştırılır ve daha sonra bedenimiz için gerekli olan maddelerin çözülmesi için bağırsaklarımıza gider. Ve sonunda sindirim tamamlanınca arta kalanlar bedenden dışarı gönderilir.

Bir de alınan elmayı masanın üzerindeki kapta bozulana kadar tutmak var.Bu tıpkı Reiki uyumlaması alıp kendine Reiki vermemek gibidir. Elmanın çözülmesi aşamasında, bedenimiz için faydalı olan vitaminler ayrışıp bedenimizin içinde ihtiyacı olan birimlere dağıldığı gibi kendimize Reiki verdikçe şifa enerjisi bedenimizde ihtiyaç olan yerlere ulaşır. Tıpkı o elma gibi Reiki'yi de içselleştirmeye başlarız o anda.

Ruhsal/kişisel gelişim yazıları okurken "bak işte bu tam da annemi/arkadaşım Ayşe'yi anlatıyor" diyor bazı insanlar. Oysa her yazıda hepimiz için mesajlar var. Aslında bilinçaltı seviyede her birimiz kendimize ilişkin olan mesajı alıyoruz. Ve işte burada öz farkındalık devreye giriyor. Her yönüyle kendinin farkında olan ve/veya kendine karşı açık olan kişi karmasını ve varoluşun mükemmelliğini kabul edip, yola gelişerek devam edebiliyor.

Peki neden kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek kolay gelmiyor? Birazcık derinlik korkusu, birazcık tembellik ve sorumluluktan kaçmak. Oysa gerçekliğimiz burada tam içimizde, umduğumuzdan da yakın!

Geçiştirerek, kendimizi/başkalarını kandırarak idare edebildiğimizi sanıyoruz. Hadi bugün kendimize ve dostlarımıza önce kendimizi nasıl kandırdığımızı anlatalım ardından da onları nasıl kandırmaya çalıştığımızı! Hiç kanmamış olduklarını anlayınca da hep beraber gülelim kahkahalarla, öyle ki yan masadakiler dönüp bize baksınlar! Kendimizi tarihin hiçbir döneminde kandıramadık ki!

Hadi kendi gerçekliğimize ulaşmaya giden yolda çok büyük bir adım atalım ve kendimize sormaya başlayalım;
"bunları okurken neler hissediyorum?"
"okumaya başladığım yeni kitapta anlatılanlar benliğimin derinliklerinde nasıl karşılık buluyor?"
"şu hiç hoşuma gitmeyen durum/kişi bana neler anlatıyor?"
"kendimle ilgili olana direnç gösterip kaçmak bana bugüne kadar neler kazandırdı?(iyisi mi neler kaybettirdiğini yarın sor kendine)"

Şimdi cevaplarken derin bir nefes alalım ve cevapları içimize çekelim, nefesin alt karın bölgemize kadar inmesine izin verelim. Böylece cevapları zihinle mi geçiştirdik yoksa ruhumuzun derinliklerindeki karşılığına mı ulaştık anlaşılabilir.

Hoşumuza gitmeyen yanlarımızı reddettikçe olumlu yanlarımıza da sırt çevirmiş oluyoruz. Oysa kendimizi her yönümüzle tanıyıp kabul ettikçe istediğimiz şekilde değişim/dönüşüm yaşamayı da seçebiliriz.

Hep birlikte söylüyoruz;
"DİKENLERİ VAR VE BEN GÜLÜ DİKENLERİ İLE BİRLİKTE SEVİYORUM"

Hiç karanlık olmasaydı güneşin tadını nasıl çıkarırdık?

Kendi gerçekliğimizi içimize çekelim, çünkü o bizim, sahip çıkalım!

Kabul edince direnç kayboluyor yerini huzur ve dinginlik alıyor ve evrenin muhteşem enerjisi ile uyumlu akış başlıyor. Ve yüksek frekanslı duyguları deneyimlemeye başlıyoruz. Sevgi, huzur, hoşgörü, anlayış ve yaşarken kendini tam güvende hissetmek. Düşüncesi bile güzel değil mi?

Sevgi ve şükranla

GERi

 
COPYRIGHT © 2006 RADIANCED.COM ALL RIGHTS RESERVED / WEB DESIGN BY DiBA